Radyonun İşlevleri

Daha Fazlası

Yayın Mekanizması

Daha Fazlası

Radyonun Tarihi

Daha Fazlası

Anasayfa

Radyo Nedir? 

Kablosuz ve tek yönlü olan sözel yayın aracına radyo ismi verilmektedir. Elektromanyetik dalga alıcı ve vericisi; Radyo dalgalarındaki ses modülasyonu öncelikle elektronik ortama, daha sonra ise sese çevrilmektedir. Radyo tekniği İtalya, İngiltere ve Amerika, Rusya gibi birçok ülke tarafından üstlenmeye çalışılmıştır. Ancak, yüksek frekans alternatörü olarak adlandırılan bu sistemi Ernts Alexanderson 1906 yılında ilk kez kullanmış ve radyo yayının mümkün olduğunu ortaya çıkartmıştır. İcadından neredeyse 15 yıl sonra ABD’de resmi olarak radyo yayınlarına başlanılmıştır.

Radyo verici ve alıcı olarak ikiye ayrılmaktadır. Bunlar;

1. Radyo Vericisi: Ses sinyalleri başka bir noktaya iletilirken elektromanyetik dalgalar üzerinden iletilmektedir. Bu olaya ise modülasyon adı verilmektedir. Modülasyon sonucunda oluşan dalgalara da radyo dalgası adı verilmektedir. Dalgalar neredeyse ışık hızına eş değer olarak hareket etmektedirler.  Mikrofona ses verildikten sonra direnci ses titreşimlerine göre değişmeye başlamaktadır. Bu şekilde de ses frekansına göre alçak frekanslı akım oluşmaktadır. Oluşan elektrik akımları amplifikatör ile yükseltilmektedir. Ortaya çıkan sinyaller, osilatör tarafından üretilen yüksek frekanslı sinyaller ile birlikte modülatöre gitmektedir. Ses sinyallerini, osilatör tarafından üretilen elektromanyetik dalgalara yükleyerek modüler eden araca modülatör adı verilmektedir. Modüler edilen sinyaller antene gönderilmeden hemen önce amplifikatör aracılığı ile güçlendirilmektedir. Anten de ortaya çıkarılan elektromanyetik dalgaları atmosfere yaymaktadır.

2. Radyo Alıcısı: Havadaki elektromanyetik dalgalar öncelikle radyo alıcısı tarafından alınmaktadır. Radyo dalgaları demodülasyon işlemine alarak ses sinyalini taşıyıcı sinyalden ayırmaktadır. Antene gelmekte olan sinyaller başta amplifikatör tarafından yükseltilir ve daha sonrasında detektöre gelir. Detektörün görevi ise radyo vericisinde yer alan modülatörün işlemini tersine çevirmektedir.  Alıcıda yer alan detektör de sen sinyallerini radyo dalgalarından ayırmaktadır. Sinyaller daha sonrasında amplifikatör tarafından yükseltilerek hoparlöre gönderilmektedir. Hoparlör ise vericide bulunan mikrofonun tam tersi olarak görev almaktadır ve elektrik sinyallerini ses sinyallerine dönüştürmektedir.

Radyonun Özellikleri 

  • Sesli yayın yolu ile kulağa hitap etme,
  • Basit ve ucuz olmak,
  • Kişisel olması,
  • Hızlı olması,
  • Her alanda rahatlıkla dinlenebilme,
  • Küçük ve taşınabilir olması,
  • Araba kullanımı ile eş orantılı olarak dinlenmenin artması özelliklerinin arasındadır.

Radyonun İşlevleri

  • Haber yayma,
  • Eğitim,
  • Eğlence,
  • Tanıtım (Reklam),
  • Kamuoyu oluşturabilme işlevlerine sahiptir.

Türkiye’de Radyo Yayıncılığı

Radyo yayıncılığı dünya çapında 1920 yıllarında başlamıştır. Türkiye’de ise yaklaşık yedi yıllık bir sürecin ardından yayın hayatına girmiştir. Geçmişte yayınları kayıt edebilecek bir teknolojinin gelişmemesi sebebi ile o dönemlerimizde gerçekleştirdiğimiz akşam yayınlarının özellikleri pek bilinmemektedir. İki Dünya Savaşı ile birlikte radyo yayıncılığı da dünya genelinde gelişmeye başlamış ve program türleri artmıştır. Türkiye’de 1990 yılı ile birlikte özel radyolar yayın hayatına başlamıştır. Günümüz Türkiye’sinde ise 36 ulusal, 130 bölgesel ve 1054 yerel olmak üzere toplamda 1220 adet özel radyo yayını bulunmaktadır.